18 Haziran 2013 Salı

BUĞULU BİR GÜN

Karadeniz'in hırçın dalgaları tırmalıyor kayaları
Sis yavaşça oturuyor sabahın sakat dizlerine
Bir çocuk geçiyor sahil kenarından buğulu bakışlarıyla süzerek gökyüzünü
Sonra bir balıkçı kayığı görünüyor sislerin içinden , özgürlüğüne son verdiği balıkları aç karnını doyurmak için eve getiriyor
Kalabalıklardan sıyrılmış sokak kedisi titriyor soğuktan buz tutmuş ağaç yapraklarının altında
Karınca sürüsü yürüyor hizalarını bozmadan ekmek kırıntıları sırtında
Genç bir kadın yakıyor sigarasını soğuk elleri titrek ve yaralı
Gözleri uzaklara göç ederek dönemiyor kendi benliğine
Genç adamların yırtıcı bakışlarıyla toparlıyor kendini
Kızgın bulutlar kararmaya başlıyor sonra , yoğun bir yağmur ve gök gürültüsünün habercisi olduğunu gösteriyor insan ırkına
Sancılı bir akşam aydınlığı yok ediyor
Ve ben geliyorum sessizce
Kimsesiz yıkıntılar içinde bir avuç dolusu bertaraf yokluklarla yaslanıyorum hırpalanmış duvarlara
Belki diyerek başlıyorum cümlelerime ve o belkilerden sonra mühürleniyor dudaklarım
Söylenmesi gereken onca şey unutuluyor ya da hatırlanmak istenmiyor
Uzunca bir süre anlamsız mide bulantılarıyla sarhoşluğu yakalıyorum
Artık "neden" diye sormayı da bıraktım , bütün nedenler zamanla cevabını bularak işte yine sıfırlı bir başlangıç yapıyorum
Yeniden merhaba sıfırlı başlangıçlar yeniden merhaba

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder